Melahat Özcan Şener: “Bir resmin ne zaman tamamlandığına tuval karar verir”

Her resmin temeli olan desen, her ressam için atılan ilk adım. Ne figüratif ne de soyut resim, sağlam bir desen temeli olmadan yapılabilir. Ingres’in dediği gibi: Desen, resmin onurudur. Ben de oradan, figüratif çalışmalarla başladım. Zaman içinde resimlerime renk lekeleri ve soyutlamalar girdi. Figür tuvalde giderek geri çekilirken soyut yorumlar alan kazandı. Deforme olmuş hâliyle figür yine de kaldı; bugün de soyut söylemlerimi sessiz bir tanık gibi destekliyor.

İREM TUĞBA ÇELEBİ

Resim yapmaya nasıl başladınız? Fırçayı elinize ilk aldığınız anı hatırlıyor musunuz?

Ben sanatın içine doğdum. Bir sanatçı ailesinin çocuğu olarak büyümek benim şansımdı. O zamanlar bunun ne kadar paha biçilmez bir armağan olduğunun farkında değildim; bu kökenin ayrıcalığını ancak zaman içinde gerçekten kavradım. Keşke her çocuk, daha en küçük yaşta sanatla tanışma imkânı bulabilse. Babamla birlikte masallarımızın resmini yapardık. Kilden küçük figürler yapar, onları birbiriyle konuşturur, şarkı söyletirdik. Resim, küçüklüğümden itibaren hayatı ifade etme yolum oldu. Sanat sayesinde içimdeki küçük kızı hiç kaybetmedim. Zamanla şiirler resme dönüştü, kimi resimler yeniden şiir oldu; bazıları bestelendi bile.

Sanatsal üslubunuzu nasıl geliştirdiniz? Bu yolda hangi evrelerden geçtiniz?

Her resmin temeli olan desen, her ressam için atılan ilk adım. Ne figüratif ne de soyut resim, sağlam bir desen temeli olmadan yapılabilir. Ingres’in dediği gibi: Desen, resmin onurudur. Ben de oradan, figüratif çalışmalarla başladım. Zaman içinde resimlerime renk lekeleri ve soyutlamalar girdi. Figür tuvalde giderek geri çekilirken soyut yorumlar alan kazandı. Deforme olmuş hâliyle figür yine de kaldı; bugün de soyut söylemlerimi sessiz bir tanık gibi destekliyor.

Sizi en çok hangi sanatçılar etkiledi? Neden?

Sanatta etkilenmek yalnızca kaçınılmaz değil, aynı zamanda değerli. Teknik bakımdan üstün sanatçılardan insan çok şey öğreniyor; ama amaç hiçbir zaman onlara benzemek değil. Önemli olan kendi özgürlüğünü korumak ve kendine özgü, başkasıyla karıştırılmayacak bir üslup geliştirmek. Benim peşinde olduğum tam da bu. Sanat tarihinde iz bırakmış bütün sanatçılarla ilgilenirim: Leonardo da Vinci, Michelangelo, Monet, Kandinsky, Klimt, Güngör Taner, Bedri Rahmi Eyuboğlu; hepsi sanatçı duruşları ve usta teknikleriyle bana yol gösteriyor.

Hangi akımdan ya da dönemden besleniyorsunuz?

Yüksek plastik değer taşıyan ve sanat eseri olmayı hak eden her akımla, her eserle ilgilenirim. Belirli bir döneme ya da ekole bağlı değilim.

Yeni bir esere nasıl başlıyorsunuz? İlham nereden geliyor?

Kendimi içsel olarak hazır hissettiğimde, önce kullanmak istediğim renkleri sezmeye başlarım. Soyut resimde de bir kompozisyon, bir iç düzen var. Kafamda taşıdığımla tuvalde ortaya çıkan çoğu zaman örtüşmez. Yine de başlarım. Başlangıcı ben yaparım; gerisini resmin kendisine bırakırım. Tuvalin ortasına bir renk sürerim ve o tek renk, iç dünyamla bağ kurmaya başlar: Bir sihre kapılmış gibi başka renklere, dokulara, lekelere ve çizgilere dönüşür; tuvalin üzerine boşalan yabani bir fırtınaya benzer. Kompozisyon, soğuk ve sıcak tonlar arasındaki ilişkiler, resmin dengesi, renk uyumu ve en sonunda aralarına katılan birkaç deforme figür… Resim tamamlanır. Ama ne zaman? Buna sanatçı karar vermez.

Atölyenizi nasıl düzenliyorsunuz? Belirli çalışma ritüelleriniz var mı?

Atölyem düzenli ve derli toplu. Malzemelerimin; boyaların, fırçaların, tuvallerin, yardımcı araçların hiç değişmeyen yerleri var. Atölyede benim için en önemli şey ışık. Resme başlamadan önce sevdiğim müzikleri dinler, kendimi toplarım. Müzik, resim bitene kadar susmaz.

Tercih ettiğiniz teknikler ve malzemeler neler? Neden?

Tuval üzerine akrilik boyayla çalışıyorum. İyi hazırlanmış bir tuvale boyaları farklı tekniklerle ve farklı yoğunluklarda sürerim; kendi karıştırdığım tonlarla iç içe geçmiş dokular, boya katmanları, rastlantısal desenler ortaya çıkar. Zaman zaman başka malzemelere de uzandığım olur. Kendini renkle ifade etmek, iç dünyayı dışarıya boşaltmak; sanatsal itkimi her seferinde yeniden tutuşturan şey bu.

Bir eserin tamamlandığını nasıl anlıyorsunuz?

Bu hiç de kolay bir karar değil. Bittiğine inandığım resimler, aylar sonra bir köşeye kondurulan minicik bir renk noktasıyla tamamlandı. Bunun iki nedeni var: Biri teknik, biri duygusal.

Çalışmalarınıza en çok hangi temalar damga vuruyor?

Doğada olduğu gibi hayatta da pek çok renk var. Renklerde hüznü, acıyı, sevinci ve mutluluğu görmek mümkün. Örneğin sonbaharın renk değişimleri, insanlarda birbirine benzer duygular uyandırır. Ben, insana en derinden ait olan renkleri soyut duygular olarak tuvale taşımaya çalışıyorum. Asıl konum, insan olmanın duygusal, soyut yanı.

Renk paletinizi nasıl seçiyorsunuz? Renkler sizin için ne ifade ediyor?

Paletteki renkleri öncelikle soğuk ve sıcak tonlar arasındaki gerilim içinde kullanırım; çünkü bu karşıtlıkta birbirlerinin değerini yükseltirler. Konu da böylece kendiliğinden plastik bir dile dönüşür ve izleyiciye dolaysız biçimde ulaşır. Ara renkler ve figürle birlikte, bu renkler izleyende her seferinde başka duygular uyandırır. Elbette herkes bu renklerde ve biçimlerde kendinden başka bir şey bulur.

İzleyiciye nasıl bir mesaj vermek istiyorsunuz?

Mesaj vermemeye çalışıyorum. Mesaj almak isteyen, zaten kendisine dokunan mesajı alır.

Soyutu mu, figüratifi mi tercih ediyorsunuz? Neden?

Son dönem çalışmalarım soyut bir anlayışı izliyor; ama bu soyut mekânlarda, seyrek de olsa figürler hâlâ var.

Pandemi dönemi sizi bir sanatçı olarak nasıl etkiledi?

Pandemi beni olumsuz etkilemedi. Tam tersine, evden çıkamadığım için atölyemde her zamankinden daha yoğun çalıştım ve çok üretken bir dönem geçirdim.

Dijital sanat hakkında ne düşünüyorsunuz? Geleneksel resimle rekabet hâlinde mi?

Dijital teknikle ortaya çıkanları sanat olarak görmüyorum. Bunlar birer moda akımı. Kullanılır ve bir kenara bırakılır.

Genç sanatçılara ne tavsiye edersiniz?

Genç sanatçılara olabildiğince çok müze ve galeri gezmelerini öneriyorum. İnsan ne kadar çok eser görürse bakışı o kadar genişler, teknik olarak da o kadar çok şey öğrenir. Ama her şeyden önce şunu öneriyorum: Ara vermeden çalışmak.

Gelecek için hangi projeleri planlıyorsunuz?

Yeni sergilere ve sanat fuarlarına katılmayı planlıyorum. Gelen tekliflere göre bunlardan yeni projeler de doğabilir.

Add a comment

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

İlk Siz Haberdar Olun!

Abone ol butonuna basarak, Gizlilik Politikası ve Kullanım Koşulları'nı okuduğunuzu ve kabul ettiğinizi onaylıyorsunuz.