Deriye kazınan bellek

Dövme, bedene uyumlu bir boya maddesinin ömür boyu çıkmayacak biçimde derinin alt yüzeyine desenler hâlinde işlenmesi sanatına verilen ad. Bu işi yapanlar, yörede karaçi diye anılan Roman asıllı gezgin ustalardı.

Murat Ayneli

Farklı dillerde farklı adlarla anılan bu kadim gelenek; deq, daq, vesm, dövün, daki ya da daqi olarak söyleniyor. İzlerine yalnızca insan bedeninde değil; mağara duvarlarında, eski yapılarda, hatta mezar taşlarında bile rastlamak mümkün. Dövme; şamanizm, paganizm, animizm, Sâbiîlik, Taoizm, Budizm, Maniheizm ve Zerdüştlük gibi inançların derin izlerini içinde taşıyor. Her motif, her sembol aslında bir hikâyeyi; geçmişin sırlı, mistik ve mitolojik değerlerini anlatıyor.

Dövme, deriye ömürlük işlenen bir nakıştı.

Dövme, bedene uyumlu bir boya maddesinin ömür boyu çıkmayacak biçimde derinin alt yüzeyine desenler hâlinde işlenmesi sanatına verilen ad. Bu işi yapanlar, yörede karaçi diye anılan Roman asıllı gezgin ustalardı. Halk arasındaki bir söylenceye göre adları, Hindistan alt kıtasındaki Karaçi yöresinden gelmelerinden kaynaklanıyordu; yerleşik hayata geçmeyen bu insanlar köy köy dolaşır, yiyecek ve değerli ziynet eşyası karşılığında yöre halkına dövme yaparlardı. Zamanla dövmenin yapılışını izleyenler, bu işi öğrenip başkalarına da uygulamaya başladı; köylerde ve şehirlerde zaten dışlanan Karaçiler, böylece geçim kaynaklarını da yitirdiler. Bugün köy köy dolaşan bir Karaçi’ye rastlamak neredeyse imkânsız. Geleneksel deq, yerini geçici baskı dövmelere ve stüdyolarda profesyonel sanatçıların yaptığı modern dövmelere bırakmış durumda.

Boyanın harcında süt, öd ve is vardı.

Dövmenin yapılışı başlı başına bir törendi. Önce boya hazırlanırdı; bu boyanın hammaddesini yeni doğum yapmış ve kız çocuğu dünyaya getirmiş bir kadının sütü, hayvan ödü, lamba isi ve birtakım katkı maddeleri oluştururdu. Dövme bedenin neresine işlenecekse şekli önce ince bir çöple çizilirdi. Ardından üç, beş, yedi ya da dokuz iğneyle şeklin üstü saatlerce iğnelenir, boya derinin altına her yöne işlenirdi. İğnelenen bölge bir hafta boyunca kabuk tutar; kabuk iyileşip kalktığında deq dediğimiz şekil ortaya çıkardı.

Dövme yapılırken tarifi olmayan bir acı duyulurdu ama bu keyifli bir acıydı. Çekilen acı sonradan bedene güzellik katar, ona yeni anlamlar yüklerdi. Hayalindekini kendi bedenine nakşeden kişi, artık o desenin mutluluğunu, zarafetini ve soyluluğunu taşırdı.

Mavi dövme güzelliğin ve soyun nişanesiydi.

Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yapılan kalıcı mavi dövmeler; güzelliğin, soyluluğun hatta aşiret soyuna bağlılığın işareti sayılırdı. Elli yıl önce Urfa’da bir erkek nişanlandığında nişanlısına dövme parası gönderir ve bedenine dövmeler yaptırmasını isterdi.

Dövmeyi yapan da yaptıran da öyle rastgele seçilmezdi.

Dövmeyi yapacak kişide birtakım özellikler aranırdı: evlenip boşanmış olmamalı, sağlıklı olmalı, ölü çocuk doğurmuş ya da çocuğunu yitirmiş biri olmamalıydı. Çünkü yapan kişinin kötü kaderinin, dövme aracılığıyla yapılan kişiye geçtiğine inanılırdı. Dövme yaptıranın öncelikli tercihi ise bu işte tecrübeli, elinden çok dövme çıkmış biriydi. Dövme yapan erkeğe dekkak, kadına dekkabe; dövme yaptıran erkeğe medkuk, kadına ise medkuke denirdi.

Kadının dövmesi başka, erkeğin dövmesi başka konuşurdu.

Kadın ve erkek dövmesi birbirinden farklıydı. Kadında dövme zarafetin ve güzelliğin, erkekte ise gücün ve iktidarın simgesi olarak görülürdü; bedenin de farklı yerlerine işlenirdi. Kadınlar genellikle iki kaş arasına, yanak ve burun üstüne, çene üstüne ve gırtlak bölgesine, alt çeneden göğüslere inen hatta karna, kalçaya, sırta, ayak parmaklarının üstüne ve ayak bileğinden dize kadar uzanan bölgeye dövme yaptırırlardı. Erkeklerde ise dövmeye daha çok şakaklarda, alın ortasında, burun üzerinde, el üstlerinde, bileklerde ve kollarda rastlanıyor; Arap harfleriyle yazılmış isim ve ibarelere, aslan, yılan, ay gibi şekillere sık rastlamak mümkün. Şakaklardaki dövme ise genellikle üç nokta biçiminde.

Kadınların çoğunda alt çenede görülen dövmenin ardında ise çarpıcı bir anlatı var. Söylenceye göre cariye bir kadının dudağının bir erkek tarafından ısırılması üzerine, kadınlar ona sahip çıkmak için alt dudaklarını maviye boyamış, zamanla bu tepki bir geleneğe dönüşmüş. Bu anlatı doğruysa alt çene dövmesine tarihin ilk kadın dayanışması eylemlerinden biri demek bile mümkün.

Her motif bir şifre, her desen bir dilekti.

Dövme yaptırmanın amacı kişiden kişiye değişirdi. Kimi büyüden ve kem gözlerden korunmak için, kimi yitirdiği sevdiğini bedeninde ölümsüzleştirmek için, kimi aşiretinin damgasını taşımak için, kimi de mitolojik ya da dini bir süs olarak bedenine işletirdi. Kimileri yalnızca güzellik için, kimileri de köyde ya da komşuda gördüğü bir dövmeyi kendi bedeninde görmek istediği için yaptırırdı. Çoğu kişi henüz buluğ çağına ermeden ya da gençliğinin ilk yıllarında dövmeyle tanışırdı.

Bedene kazınan her motif, her figür sembolik şifrelerle dolu. Araştırmacılara göre bu şekillerin tümü bir bakıma ana tanrıçanın kutsanmasına dayanıyor; hayat kaynağı annenin doğurganlığını, dölü ve bereketi, ceninin gelişim evrelerini, nihayet hayatı ve ölümü simgeliyor. Sık rastlanan bazı motiflerin anlamları şöyle:

Ay motifi: Yaşam kaynağını ve sonsuz yaşam isteğini simgeliyor.

Güneş motifi: Erkeklerin sağ şakağına dokuz noktayla işlenen güneş kursunun, taşıyanı sağduyulu, akıllı ve zeki kılacağına dair söylentiler yaygın. Güneşe dönülerek dua edilen Zerdüştlük ve Ezidilikte güneş kutsal sayıldığından, Ezidi kadınların alnında yarım güneşi simgeleyen dövmeye çok sık rastlanıyor.

Ceren motifi: Çene altından başlayıp boyunda devam eden ve iki göğüste şekillenen, kadına özgü en özel desenlerden biri. Kadının kendisini ceylana benzetmesi anlamını taşıyor.

Hayat ağacı motifi: Kadınlarda boyundan göğse inen bu motif, Ana Tanrıça inanışından kaynaklanıyor; doğurganlığı, hayatı ve ölümü bir arada simgeliyor.

Tarak, ayna ve makas motifleri: El üstlerinde, ayak bileklerinde ve ayak parmaklarında görülen bu şekiller kısmetin açılması dileğini taşıyor.

Halka motifi: Ayak bileklerine işlenen halkalar desenler arasında önemli bir yer tutuyor, bileği saran dövmeler sadakat ve bağlılık anlamına geliyor.

Haç motifi: Hristiyanlığın simgesi olarak bilinse de bu motifin tarihi çok daha eskilere uzanıyor. Uğurlu yön bildirdiğine, kötü bakışların etkisini yok ettiğine inanılıyor. Ucu içe dönük okun deldiği daire ise döllenmenin göstergesi olarak doğurganlığı ve bereketi simgeliyor.

V motifi: Karın üzerine işlenen V ya da V’li haç işaretinin baş ağrısını önlediğine inanılırdı.

Yazısı olmayan halkların tarihi, bedene yazılmıştı.

İnsan bedenine işlenen bu desenler, bir bakıma kutsal birer metin. Bir abide, bir yazıt gibi geçmişi günümüze taşıyorlar. Farklı etnik kimliklerin iç içe yaşadığı Mezopotamya’da, baskılar altında yazılı bir tarih bırakamayan halklar için deq, bedene işlenmiş bir belge niteliği taşıyor. Geleneğin çıkış noktası da aslında inançsal, dövmenin kötülüklerden koruduğuna inanılıyor. En çok işlenen figürler güneş, ay ve yıldız; bunların içinde de en yoğun işleneni güneş. Nasıl ki tarih, örf, âdet ve edebiyat, sözlü gelenek sayesinde dengbêjlerin ve halk sanatçılarının sesinde bugüne ulaştıysa dinî ve inançsal yaşam da bedenlere işlenen deqlerle günümüze ulaştı.

Peki insanoğlu bu dövmelerde ne buldu? Üç büyük dinin de hoş görmediği bu gelenek, nasıl oldu da yüzyıllarca sürdü? İslam inancında dövme yaptıranın cennet kapısından giremeyeceğine, öbür dünyada o dövmelerin kerpetenle söküleceğine hatta her iğne darbesi kadar çivi çakılacağına dair yaygın inanışlar var. Fotoğrafını çektiğim kadınların azımsanmayacak bir bölümü, günah sayıldığı ve abdestin kabul olmayacağı yönündeki söylentiler yüzünden pişman olduklarını söyledi. Büyük bir kısmı ise pişman olmadığını dile getirdi; dövmesini çok sevdiğini, isteyerek yaptırdığını, bunun güzelliğin ve erkeği cezbetmenin bir yolu olduğunu anlatanlar da oldu.

Dövmenin anlam coğrafyası bugün kaybolmaya yüz tutmuş durumda. Sırlarla dolu bu gelenek, son temsilcileriyle birlikte son demlerini yaşıyor. Yarın bu yüzlere, bu ellere, bu bedenlere baktığımızda okuyacağımız satırlar belki kalmayacak; geriye yalnızca fotoğraflar ve bu fotoğrafların anlattığı hikâyeler kalacak.

Add a comment

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

İlk Siz Haberdar Olun!

Abone ol butonuna basarak, Gizlilik Politikası ve Kullanım Koşulları'nı okuduğunuzu ve kabul ettiğinizi onaylıyorsunuz.