Afazi ve Hukuksal Körlük

İnsan beyni, dili üretmek ve anlamak için iki temel bölgeye ihtiyaç duyar: Broca alanı ve Wernicke alanı.

Okuma süresi 2 dk3 okunma
Foto: Shutterstock.comShutterstock.com

İnsan beyni, dili üretmek ve anlamak için iki temel bölgeye ihtiyaç duyar: Broca alanı ve Wernicke alanı. Broca afazisi olan bir birey ne söylemek istediğini bilir ama bunu söze dökemez. Wernicke afazisinde ise kişi akıcı şekilde konuşur ama söyledikleri anlamsızdır; dil vardır, ama anlam yoktur. İlginçtir ki, bu iki nörolojik bozukluk, yalnızca bireysel hastalıklar değildir — bir toplumun siyasal ve hukuksal yapısına da şaşırtıcı derecede benzerlik gösterebilir.

Broca Afazisi — Konuşamayan Halk

Belki de halkın önemli bir kesimi, tıpkı Broca afazisinde olduğu gibi, yaşadıkları sorunları görüyor, biliyor, hissediyor; ama bunu etkili bir biçimde ifade edemiyor. Medya baskısı, ifade özgürlüğünün kısıtlanması, korku kültürü ve sansür mekanizmaları halkı adeta konuşamaz hale getiriyor. İnsanlar ne söylediklerinde değil, söyledikleri şeyin bedelinde boğuluyor. Sonuç? Sessizlik. Derin, bastırılmış, yankılanmayan bir sessizlik…

Wernicke Afazisi — Konuşan Ama Anlamsızlaşan Devlet

Diğer yanda ise devlet ve egemen güçler sürekli konuşuyor. Sürekli mesajlar, basın açıklamaları, propagandalar… Ancak bu sözlerin çoğu, tıpkı Wernicke afazisinde olduğu gibi, içi boş, çelişkili ve anlamsız. Hukukun üstünlüğünden bahsediliyor ama hukukun kendisi iktidarın hizmetinde. Demokrasi lafta, adalet ise sadece tabelada var. Konuşma var, ama anlam yok.

Hukukun Afazisi — Sessizlik ve Saçmalık Arasındaki Ülkeler

Dünya ülkelerinin bugünkü hukuk sistemi, bir Broca-Wernicke melezi gibi. Gerçek anlamda adalet üretmesi gereken kurumlar ya sessiz ya da anlamsız cümleler kuruyor. Hakimler ya karar vermekten çekiniyor ya da siyasi iradenin diliyle kararlar yazıyor. Hukuk dili, halkın ihtiyaçlarına değil, iktidarın sözcüklerine göre biçimleniyor.

İyileşmek Mümkün mü?

Afazi, doğru rehabilitasyon ve terapiyle kısmen de olsa iyileşebilir. Aynı şekilde bir toplum da doğru yollarla, ifade özgürlüğünün tesisi, hukuk bağımsızlığının sağlanması ve sivil toplumun güçlendirilmesiyle yeniden konuşmaya ve anlam üretmeye başlayabilir. Ancak bunun için önce hastalığın farkına varmak gerekir.

Bugün dünyanın temel sorunu; halkın konuşamaması değil, konuşturulmaması; devletin konuşması değil, söylediklerinin anlamsızlığıdır. Bu yapay sessizlik ve sahte anlamlar içinde kaybolan toplumun, yeniden kendine gelmesi için önce gerçek bir kelimeye, sonra gerçek bir cümleye ihtiyacı var: “Adalet.”

YORUMLAR

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Yorumlar editörlerimiz onayladıktan sonra yayımlanır. Adınız ve yorumunuz yayımlanır; e-posta ya da IP adresi istenmez, saklanmaz.

OKUMAYA DEVAM
ANALİZ

Yayoi Kusama

Çağdaş Sanatın Öncülerinden 1929 Matsumoto, 2026 Tokyo Akıl hastanesindeki odasıyla atölyesi arasında geçen kırk dokuz yıl boyunca, 14 Ağustos 2026’da Tokyo’da hayata veda edene kadar çalışmayı sürdürdü.

Oya Gönen8 dk okuma