Göç Acısının Sesi
Stelios Kazantzidis - 29 Ağustos 1931 - 14 Eylül 2001 "Yabancı ülkelerin ekmeği acıdır, suyu berrak değildir, yatakları serttir."
Cem Bahadır5 dk okumaStelios Kazantzidis - 29 Ağustos 1931 - 14 Eylül 2001 "Yabancı ülkelerin ekmeği acıdır, suyu berrak değildir, yatakları serttir."
Cem Bahadır5 dk okumaAnı-öykü, Word belgesi formatında 12 punto, 1,5 satır aralıklı, Times New Roman yazı karakteri ile üç (3) sayfayı geçmeyecek uzunlukta olmalıdır. Yarışmada dereceye giren üç (3) katılımcıya plaket ve TAHTA GEMİ dergi seti verilecektir.
Sebahattin Çelebi1 dk okuma“Bir kelime geçti kitapta. Yarın babama sorarım, dedim. Sonra fark ettim ki soracağım insan artık yok.”
Cihan Saygın8 dk okumaMahzuni için halk demek hak demektir; halktan uzak bir ozan Hakk’tan da uzaktır. Oysa ozanın birincil görevi halka ulaşmak, halkın sesi olabilmektir.
Mehmet Yıldız9 dk okumaJavier Bardem: Hanedanlıktan Dünya Sahnesine Uzanan Bir Oyunculuk Tarihi.. Javier Ángel Encinas Bardem, 1 Mart 1969’da Kanarya Adaları’na bağlı Las Palmas de Gran Canaria’da dünyaya geldi.
Cem Bahadır7 dk okumaHerkes biliyor türküyü. Genellikle neşeli ortamlarda çalınır, söylenir. Oysa “Mağusa Limanı” bir aşk şarkısı değil sömürgecilik taşına işlenmiş bir mühürdür.
Hürrem Erman9 dk okuma1991, Sovyetler Birliği’nin çöküşünün yılıydı ve Özbekistan o yıl bağımsızlığını ilan etti. Ama bağımsızlık, özgürlük anlamına gelmiyordu; ülkede otoriter bir yönetim varlığını sürdürüyordu. Usmonova bu yönetimi kamuoyu önünde eleştirmişti.
Cem Bahadır7 dk okumaOn yedi yıl önce bu iki adam neredeyse düelloya tutuşmuştu; aralarındaki soğukluk, onlarca yıl yüzleşmelerini engellemişti. Oysa ölüm kapıya dayandığında Turgenyev’in aklına yalnızca edebiyat geldi; tartışmalar, kırgınlıklar ve kişisel gurur değil.
Necip Altaylı5 dk okumaÇoğu kadının zerre kadar karakteri yoktur diyen Papayı mı, kadınlar eğitim alabilir mi alamaz mı diye soran La Bruyére’ye cevaben alamayacaklarını düşünen Napolyonu mu, aksi görüşte olan Dr.Johnson’ı mı düşünmeli.
Hatice Dikbaş8 dk okumaŞimdi Beyoğlu’nun eski salonlarından geçenler, kristal avizelerin uzun zaman önce söndüğünü görüyor. Bir zamanlar iki adam orada iskambil oynamıştı. Birinin adı Talat’tı, diğerinin Krikor. Birinin elinde imza yetkisi vardı; diğerinin elinde kalem.
Sebahattin Çelebi7 dk okuma