HİKAYE

8 yazı
ANALİZ

Türk hikâyeciliği

Türk edebiyatında hikâye hiçbir zaman yalnızca bir olay aktarımına indirgenebilecek bir tür olmadı; aksine, söylenemeyen çevresinde dolaşan, suskunlukların anlamını kurmaya çalışan bir anlatı biçimi olarak var oldu.

Ayşe Ayan5 dk okuma
DENEME

Çalınamayan nota

Zihni, gözünün önünde beliren görüntünün içine çekildi. Zamansız değişimin ağırlığıyla gözbebekleri büyüdü. Ayaklarını bastığı zemin, “Geç kaldığın hayat… bastırdığın hayaller senin,” diye haykırıyordu yüzüne.

Sümeyra Ağaoğlu4 dk okuma
DENEME

Yıldızların gözyaşları

Ali ile tanışmamız böyle oldu. Ablamlarda kalıyordu. Hiç konuşmadan, sadece bakışlarımızla anlaşıyorduk. Aşkı, sevgiyi bilmiyorduk. O da çok utangaçtı. Ablamın düğününde bana kırmızı bir gül uzattı: “Gülümü, aşkımı alır mısın?” dedi.

Sebat Bayler4 dk okuma
HİKAYE

Göze almıştık

“Artık yeter!” diye bağırıyordu annem. Odamdan korkuyla dışarıya fırladım, uyku sersemliğiyle nereye gittiğimi bilmeden. Yatak odasının kapısı kilitliydi. Kapıyı yumruklamaya başladım ama gürültüden duyulmuyordu.

Aysel Yalçın2 dk okuma