Sebahattin Çelebi Frankfurt
Rivayete göre, Hz. Peygamber Kâbe’ye girer, tüm resimleri silme emri verir, ancak elini Hz. İsa ve annesi Meryem’in resminin üzerine koyarak “Elimin altındaki hariç tüm resimleri silin” der. Bu rivayet, öncelikle 9. yüzyıl tarihçisi Ebu’l-Velid el-Ezrakî’nin (ö. 837 civarı) Ahbâru Mekke (Akhbār Makka) adlı eserinde yer alıyor.
Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisine göre Hz. Muhammed bu görevi Hz. Ali’ye vermişti.
Hz. Peygamber’e kâtiplik ve vahiy kâtipliği yapmış, Hudeybiye Antlaşması’nı da o yazmıştı. Evs, Hazrec ve Tay kabilelerinin taptıkları putlarla, Mekke’nin fethinden sonra Kâbe’deki putları imha etme görevi Hz. Ali’ye verilmişti.
Rivayet, Tâbiîn’den Musâfi’ b. Şeybe’ye (ö. 101-110 H./719-728 civarı) dayanır, ancak isnad (nakil zinciri) çeşitli kaynaklarda farklılık gösteriyor.
Musâfi b. Şeybe b. Osman’dan gelen bu rivayet şöyledir: “Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: ‘Ey Şeybe! Elimin altındakiler dışında Kâbe’deki bütün resimleri sil (kazı).’ Şeybe dedi ki: Elini kaldırdığında altında İsâ b. Meryem ve annesi (Meryem)’nin resimleri vardı.”
Burada Peygamberin Ey Şeybe’den resimleri silmesi istendiği aktarılırken, diğer anlatımlarda, putların imhası görevinin Hz. Ali’ye verildiği aktarılıyor.
Hadis aktarım silsilesindeki bazı kopukluklar nedeniyle “zayıf” kabul edilen bu hadis, Kütüb-i Sitte veya Buhari gibi hadis kitaplarına alınmadı.
Musâfi b. Şeybe bir tâbiî olup Hz. Peygamber’i görmemişti ve aralarında hadisi nakledecek bir sahabî yoktu.
Bu konu, İslam’da tasvir yasağı (resim ve heykel), putperestlikten monoteizme geçiş ve Hristiyanlıkla ilişkiler açısından tartışmalı bulunmakla beraber, bazı kaynaklarda doğru olabileceğine dair yaklaşımlar sergileniyor. Aşağıda, Arap âlimlerin kitapları, yorumları, İslam tarihi kaynakları ve Kilise (Hristiyan) kaynaklarından derlenmiş derin araştırmalar, tartışmalı bir hikayeyi tarafsız olarak sunmayı amaçlıyor
Araştırma, rivayetin otantikliği, tarihî bağlamı ve yorumlarını kapsıyor. Kaynaklar arasında çelişkiler elbette bulunuyor ancak; bazı âlimlerin rivayeti zayıf (da’îf) veya uydurma gördüğü aktarılırken, diğerlerinin tarihî ve yaşanmış bir olay olarak kabul ettikleri de aktarılıyor.
Bu konuyu derinlemesine incelemek istediğimizde Hristiyanlığın Arap topraklarındaki geçmişine de bakmamız gerekiyor.
Hristiyanlık muhtemelen 4. yüzyılda, Geç Antik Çağ döneminde Arabistan’a girdi ve 5. yüzyıla gelindiğinde önemli bir varlık kazandı. Yeni Ahit’te, Elçilerin İşleri 2:11’de Pentikost günü Kudüs’te bulunan Araplardan bahsedilmesi, Hristiyanlığın erken dönemde Arap topluluklarına ulaştığını gösterir.
Necran’da kiliseler, manastırlar ve şehitler anıtı (martyria) inşa edildi. En önemlisi, katledilen Hristiyanların anısına inşa edilen ve “Necran Kâbe’si” olarak bilinen şehitler anıtıydı. Bu yapı 40 yıl boyunca hac merkezi olarak kullanıldı.
Arap Âlimlerin Kitapları ve Rivayetin Kaynakları
Rivayet, öncelikle el-Ezrakî’nin Ahbâru Mekke eserinde detaylı olarak aktarılır. Bu kitap, Mekke’nin tarihini ve Kâbe’nin yapısını anlatan en eski kaynaklardan biridir. Ezrakî, ailesinin Mekke’de uzun süre yaşamış olması nedeniyle yerel rivayetlere erişim sağlamıştır. Eserinde rivayet şu şekilde geçer:
– Ezrakî, İbn Ebî Necîh’ten, babasından, Huveytib b. Abdiluzzâ’dan nakleder: “Fetih günü Hz. Peygamber Kâbe’ye girdi, bir bez istedi, ıslattı ve resimlerin silinmesini emretti. Elini Hz. İsa ve annesinin resminin üzerine koydu ve ‘Her şeyi silin, elimin altındaki hariç’ dedi.” Ezrakî ayrıca, Kâbe’nin yıkılmadan önce Hz. İsa ve Meryem’in bir temsîlini (timthâl) gördüğünü belirten rivayetler aktarır: “Dâvûd b. Abdurrahmân’dan, Amr b. Dînâr’dan: Kâbe yıkılmadan önce içinde Hz. İsa b. Meryem ve annesinin temsîlini gördüm.”
Diğer Arap âlimlerin kitaplarında da benzer nakiller bulunuyor:
Şemseddin ez-Zehebî (ö. 1348): Siyeru A’lâmi’n-Nübela adlı eserinde rivayeti aktarır ve isnadını kabul eder. Zehebî, rivayeti Şâfiî geleneği içinde sorunlu görmez ve erken İslam dönemine (8. yüzyıl) dayandırır. Zehebî’ye göre, bu rivayetler Hz. Peygamber’in Hristiyan ikonlarına saygı gösterdiğini gösterir.
İbn İshâk (ö. 767): Sîretü’n-Nebi adlı biyografisinde Kâbe’deki resimlerin kaldırıldığını anlatır, ancak Hz. İsa ve Meryem’in resminin korunduğunu belirtir. Bu, rivayetin erken kaynaklarda yer aldığını doğrular.
el-Buhârî (ö. 870): “Sahîh-i Buhârî” gibi hadis külliyatlarında genel olarak resim yasağı hadisleri yer alır (örneğin, “Resim yapanlar cehennemde azap görecek”), ancak Kâbe olayı spesifik olarak aktarılmaz. Buhârî, resim malzemelerini (boya, vs.) tartışır ve Hz. Peygamber’in Kâbe’ye girdiğini doğrular.
Modern derlemeler: Rivayeti Ezrakî’den aktarır, ancak isnadını inceler. Örneğin, İslamweb’te rivayet “zayıf” olarak nitelenir, çünkü zincirde zayıf raviler (örneğin, Yezîd b. Iyâz) var.
Bu konu, Ahmed b. Hanbel’in Musned’inde ve Ebu Davud’un Sunen’inde bulunmakta. Ahmed b. Hanbel (780-855), İslam tarihinin en önemli âlimlerinden biri ve dört büyük Sünni mezhepten biri olan Hanbeli Mezhebi’nin kurucusudur. En meşhur eseri, yaklaşık 27-30 bin hadis içeren devasa bir hadis koleksiyonu olan El-Müsned’dir. (Musned-i Ahmed)
Hadisleri sahabilere göre düzenlemiştir. El-Müsned, altı temel hadis kitabından (Kütüb-i Sitte) sonra gelen en önemli hadis kaynağı kabul edilmekte.
Arap Âlimlerin Yorumları (Tefsir ve Şerhler)
Arap âlimler, rivayeti İslam’da tasvir yasağı bağlamında yorumlar. Genel görüş, resimlerin (özellikle canlı varlıkların) yasak olduğu yönündedir, ancak bu rivayet istisna olarak tartışılır:
Zayıflık Tartışmaları: Birçok hadis âlimi, rivayeti “da’îf” veya “münker” (kabul edilemez) görür. Harras al-Aqida gibi sitelerde, rivayetin isnadı zayıftır ve Hz. Peygamber’in tüm resimleri kaldırdığı genel hadislerle çelişir (örneğin, “Tüm resimleri silin” emri). Bazıları, rivayetin uydurma olduğunu savunur, çünkü Kâbe’de heykel değil, duvar resimleri vardı ve hepsi silindi.
Olumlu Yorumlar: Zehebî gibi bazı âlimler, rivayeti kabul eder ve Hz. Peygamber’in Hristiyan figürlere saygı gösterdiğini belirtir. Taymaz Tabrizi gibi modern yorumlarda bu erken dönem İslam’da ikonlara saygı olarak görülür ve Sünnî geleneğin sonraki dönemlerdeki ikon karşıtlığına ters düşer. Şîî ve Sûfî geleneklerde, ikonlar (özellikle 12 imam tasvirleri) daha kabul görür, bu rivayet buna dayanak olarak kullanılır.
Genel Tasvir Yasağı: İbn Bâz ve ez-Zehebî gibi din bilginleri, resim yapmanın büyük günah olduğunu vurgular, ancak Kâbe için anlatılan olayın, geçici; yani silinmeden önce koruma gibi bir istisnai durumun olabileceğine dikkat çekerler. Mâlikî âlimler, insan tasvirinin bazen caiz olduğunu savunur.
İslam Tarihi Kaynakları
İslam tarihi eserleri, Mekke’nin fethini (630 M./8 H.) ve Kâbe’nin temizlenmesini detaylandırır:
et-Taberî (ö. 923): Târîhu’r-Rusul ve’l-Mülûk adlı eserinde, Hz. Peygamber’in 360 putu yıktırdığını anlatır, ancak resimlerden bahsetmez. Genel olarak, putperestlikten arınma vurgulanır.
el-Vâkıdî (ö. 822): Kitâbü’l-Meğâzîde fetih olayını aktarır; Kâbe’deki idollerin kaldırıldığını belirtir, resim istisnası yok.
Genel Tarihî Bağlam: Ön-İslam döneminde Kâbe, Hz. İbrahim, melekler, pagan tanrılar figürleri ve resimleriyle doluydu. Bizans etkisiyle Hz. İsa ve Hz. Meryem gibi Hristiyan ikonları girmiş olabilir. Hz. Peygamber, yapıyı korudu ama içeriyi temizletti.
Modern tarihçiler akademik dergilerin, kitapların ve birincil kaynakların dijital arşivini sunan önemli bir çevrim içi akademik veritabanı olan JSTOR platformunda yer alan makalelerinde, resimlerin silindiğini doğrular, ancak istisna tartışmalıdır.
Kilise Kaynakları ve Hristiyan Tarihî Hesaplar
Kilise kaynaklarında Kâbe’deki ikonlara doğrudan atıf yok; çünkü Mekke, Hristiyan kontrolü altında değildi ve Kilise tarihçileri (patristik yazarlar) genellikle Arabistan’ın genel Hristiyanlığını ele alır. Ancak, ön-İslam Arabistan’ında Hristiyanlık yaygındı ve bu, ikonların varlığını dolaylı olarak destekler:
Bizans Literatürü: Euthymius’un Hayatı (Cyril of Scythopolis), Arabistan’daki dönüşümleri anlatır. Philostorgius’un Ecclesiastical History (4. yüzyıl), Himyar’da kiliseler kuran Theophilus’u bahseder. Simeon’un 6. yüzyıla ait Himyar Mektubu, Necran katliamını anlatır.
Yemen’deki Himyerit Krallığı’nda Yahudi inancını benimseyen Kral Dhu Nuwas (Yusuf As’ar Yath’ar) tarafından bölgedeki Hristiyanlara yönelik yapılan sistematik zulüm ve katliam olan Necran katliamı, MS 520-523 yılları arasında, günümüz Yemen’inin kuzeyinde yer alan Necran şehrinde ve çevresinde gerçekleşti. Himyerit Kralı, Yahudiliği benimsemiş ve bölgedeki Hristiyan nüfusu baskı altına almaya başlamıştı. Bazı kaynaklara göre bu, Bizans ve Aksum’un yani şu anki Etiyopya’da, bölgedeki Hristiyan etkisine karşı bir tepkiydi.
Bu kaynaklar, Arabistan’da haçlar, Meryem tasvirleri gibi Hristiyan ikonlarının yayıldığını gösterir, ancak Kâbe’ye spesifik değildi bunlar.
Sinod Kayıtları: 4. yüzyıldan 8. yüzyıla kadar uzanan dönemde toplanan kilisenin sinod kararlarını, kanonlarını ve teolojik metinlerini içerir. Bu belgeler, Doğu Kilisesi’nin organizasyonu, disiplini ve doktrinleri hakkında değerli bilgiler sunar. Synodicon Orientale Katar ve Arabistan’da piskoposlukları listeler. Chronicle of Seert, Necran’a Hristiyanlığın girişini aktarır.
Etiyopya Kaynakları: Himyar Şehitleri Kitabı, Aksum’un Himyar’ı fethetmesini ve kiliseler inşasını anlatır. Bu, güney Arabistan’da Hristiyan ikon kültürünün Bizans etkisiyle yayıldığını ima eder.
Dolaylı Bağlam: Ön-İslam Arabistan’ında Hristiyanlık, 4. yüzyıldan itibaren güçlüydü (Ghassanidler, Lakhmidler gibi kabileler dönüştü). Kâbe’deki Meryem ve İsa ikonları, Bizans ikonografisinden (örneğin, Meryem’in kucağında İsa) etkilenmiş olabilir. İslam kaynakları (Ezrakî), Atâ b. Ebî Rabâh’tan Kâbe’de Meryem’in süslü bir resmini aktarır, bu Hristiyan ikonlarına uyar.
Yorumlar: Kilise kaynaklarında ikonoklazm (ikon kırıcılık) tartışmaları (örneğin, 8. yüzyıl Bizans ikonoklazmı) vardır, ancak Arabistan’a özgü değil. Modern akademik çalışmalarda (örneğin, ResearchGate), Kur’ân’da ikon izlenimleri tartışılır, ancak doğrudan kilise kaynakları sınırlıdır.
Bu rivayet, erken İslam’da Hristiyan unsurlara toleransı gösterse de, Arap âlimler arasında otantikliği tartışmalıdır, bazıları tarihî kabul edip, yüksek değer verirken, bazıları zayıf görür. İslam tarihi kaynakları, putların kaldırıldığını vurgular; kilise kaynakları ise Arabistan’da Hristiyanlığın yayıldığını doğrular, ancak Kâbe ikonlarına doğrudan değinmez. Bu, Bizans-Arap kültürel etkileşimini yansıtır. Araştırma, rivayetin dinler ve kültürler arası diyalog için potansiyel taşıdığını, ancak tasvir yasağı bağlamında sınırlı kaldığını gösterir.
