Gidenler ve gelenler…

Bu sayıyı hazırlarken, o vedaları düşündüm durdum: Hayatımızdan silinen insanları… Bazen kısa bir öykünün içinde, bazen duygulu bir şiirin mısraları arasında belki de bir ömre sığdıramadığımız, kaybettiğimiz sesleri… 

Tahta Gemi’nin altıncı sayısını şimdi elinizde tutuyorsunuz.

Bir derginin omurgası fikir değildir yalnızca. İnsan düşlerinin nabzıdır. Yazarlar gelir, satırlar bırakır, o satırlar bir okuyucunun ruhunda bir an için titreşir. Sonra her biri kendi sessizliğine döner. Ama o titreşim kalır. Yoksa ne diye yazardık, ne diye okurduk?

Bu sayının sayfaları arasına şairler, yazarlar, düşünürler ve her şeyden önemlisi hayatlar, tutkular, aşklar serptik.  

Bu sayıda da hayattan çalınmış, yeni yeni fısıltılar üfledik sizlere. Yeni yazarlar, yeni dostlar, yeni yazma aşıkları…

Aramıza yeni katılanlar oldu. Coşku katanlar, büyük bir heyecanla yazanlar…

Başlıca Eserleri

Şiir Kitapları

Yangın Yılları (1979) — Hüznün İsyan Olur (1979) — Dövüşen Anlatsın (1980) — Saklı Kalan (1981) — Su Çürüdü (1982) — Belki Yine Gelirim (1984) — Çocuksun Sen (1994) — Kalbim Unut Bu Şiiri: Seçmeler (1994) — Barbar ve Şehla (2003) — Yüzünün Doğusu Gül / Gul e Rojhilata Ruye Te, Türkçe–Kürtçe (2005) — Nida (2010) — Bakışın Senin (2016) — Veda Divanı: Toplu Şiirler (2018) — Arkadaşlık Günleriydi (2023)

Deneme / Yazılar

Ben Hiçbir Şey Söylemedim (2001) — Sulara mı Yazıldı (2001) — Buradayım Sözümde (2005) — Neylersin (2012) — Söylesen (2015) — Görsen (2016) — Dinlersen Anlatırım (2020)

Kendi Sesinden Kayıtlar

Kalmasın (CD, 1994) — Kül ve Kil (CD, 1997)

Ödüller

Varlık Dergisi Eleştiri Ödülü İkinciliği (1972) — Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü (1980, Metin Altıok ile) — Yazko Şiir Özendirme Ödülü (1981/1982) — Nevzat Üstün Şiir Başarı Ödülü (1982) — Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü (2011) — PEN Türkiye Şiir Ödülü (2020)

Gidenler de oldu. 

Kimi işi, menfaati bitince çekti gitti. Kimi çekindiğinden… 

Hayat, kırılmamayı öğretti bana.

Bu sayıyı hazırlarken, o vedaları düşündüm durdum: Hayatımızdan silinen insanları… Bazen kısa bir öykünün içinde, bazen duygulu bir şiirin mısraları arasında belki de bir ömre sığdıramadığımız, kaybettiğimiz sesleri… 

***

Yazan; ölümlüdür. Ama hayata dair yazılan,yaşamaya devam eder. Bu ne garip bir haksızlıktır ki; sözcükler önüne geçer sahibinin; yüzyıllar sonra bir okuyucu, çoktan yok olmuş bir sesin titreşimiyle gönlünü doldurur. Belki de gerçek ölümsüzlük budur, bilmiyorum. 

“En güzel deniz: Henüz gidilmemiş olandır.

En güzel çocuk: Henüz büyümedi.

En güzel günlerimiz: Henüz yaşamadıklarımız.

Ve sana söylemek istediğim en güzel söz:

Henüz söylememiş olduğum sözdür.”

Nazım’ın bu dizeleri — o ebedi gelecek zaman takıntısı — bizler için de geçerli değil mi?  

En güzel sayı: henüz çıkmayan. 

En güzel yazı: henüz kaleme alınmayan.

Bu gelecek tasviri bizi anlatıyor. Daima en iyiye odaklanan, en güzelini yazmaya, keşfetmeye adanmış yüreklerimizi…

Elinizde tuttuğunuz bu sayı, o umut dolu geleceğin bugüne vuran bir yansıması bizler için. .

Gidenlerin, ruhumuzda ve yüreğimizde bıraktığı kırıklıkları, gösteremeyen bir yansıma. 

, bir ayna; ama tıpkı derin bir sufi olgunluğuyla, yansıtır bize en güzel gerçeği: devam edileceğini. 

3En güzel sayı: henüz çıkmayan. En güzel yazı: henüz kaleme alınmayan. Bu gelecek tasviri bizi anlatıyor. Ama elinizde tuttuğunuz bu sayı, o geleceğin bugüne düşen bir parçası. Ve bu parça küçük değil; her sayı gibi, bütünün bir aynasıdır.

V. — Siz

Bu editör notu, yazarlar için değil sizin için. Her dergi okuyucusuz bir çayır gibidir: belki güzeldir ama kimse görmez. Siz bu sayıyı tutmakla, içindeki her sesi varlığa davet ettiniz.

Gelenler geldi bu sayıya. Gidenler uğurlandı. Arada kalan biz — yazarlar, editörler, okuyucular — bu geçişin şahitleriyiz. Ve şahitlik, belki de en eski insani edim: birileri orada durmuştu; oğalmış bir değil iki, gün doğmuş.

Üzüntüm çok eski, diyorum kendime.

Ve şiir hep benden önce gelir

doğduğum şehirlere.

Mahmud Derviş, Filistin Şiiri — (çev. editör)

Derviş’in bu dizelerinde bir şey var ki: şiir mekândan önce gelir. Belki de kelimeler bilinçönü bir yer tutar; belki de yazı, insanın varmadan önce kendine bıraktığı iz.

Bu altıncı sayı da böyle bir iz. Sizden önce hazırlandı; şimdi siz geldiniz ve onu tamamladınız. Bu an — sayfanın göz tarafından karşılanması — hiçbir baskı makinesinin yapamayacağı bir tamamlanmadır.

Son

Her sayı bir yolculuk biter, bir yolculuk başlar. Tahta Gemi limanı terk etmiyor; limanlar ona geliyor. Siz bu sayfaları kapattığınızda, dergi bir süre sessizliğe çekilecek. Ama o sessizlik boş değildir: içinde şimdiden yedinci sayının fısıltıları dolaşıyor.

Gidenler gitmiştir. Gelenler gelmiştir. Ve siz — burada, bu anda, bu sayfayla — hem gelene hem gidene taniksiniz. Bu tanıklık edebiyatın ta kendisidir.

Okuduğunuz için teşekkür değil — çünkü teşekkür mesafe koyar. Daha çok şunu söylemek istiyorum: sevindim. Her zamanki gibi.

Gitmek nedir ki,

kalmak da var ya.

Add a comment

Yorum Yap

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

İlk Siz Haberdar Olun!

Abone ol butonuna basarak, Gizlilik Politikası ve Kullanım Koşulları'nı okuduğunuzu ve kabul ettiğinizi onaylıyorsunuz.